Sokrates’in Savunması Kitap Özeti

Sokrates’in Savunması Kitap Özeti – Platon

 

SOKRATES’İN SAVUNMASI (Kitabın konusu, eleştirisi)

Savunmayı dilimize çeviren Samih Rıfat, kitabın girişinde “Hiç unutulmayacak bir insanlık, onur, yüreklilik dersi…” başlıklı yazısında kitabın içeriğini de anlatıyor: Savunma üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Sokrates’in, kendisine yöneltilen suçlamalara verdiği yanıtlar yer alıyor. Bunun ardından suçlu bulunuyor ve yasalar gereği, suçuna bir ceza biçmesi gerekiyor. İkinci bölümü oluşturan bu konuşmada, davranışının cezalandırılması değil ödüllendirilmesi gerektiğini ve devlet tarafından bakılıp beslenmesinin doğru olacağını söylemesi üzerine yargıçlar, daha büyük bir çoğunlukla ölüm cezası veriyorlar ona. Üçüncü bölümdeyse yargıçlara yaptığı son konuşma yer alıyor. Hüküm giyenlere böyle bir hak tanınmadığı ve bu bölümün Platon’un uydurması olduğunu düşünenler var; ancak mahkeme kararlarının çoğunun yaşadığı bir dönemde -Sokrates’in ölümünden beş altı yıl sonra -metni kaleme alan platon’un böyle bir ekleme yapmış olması pek akla yakın değil. ” Savunma “nın başka bir aktarımını da bir Sokrates öğrencisi, ünlü Anabasis’in yazan Ksenophon kaleme almış. Ancak Ksenophon mahkemeye tanık olmamış ve yalnızca duyduklarını aktarıyor; yazdıkları da ana çizgileriyle Platon’unkileri tutuyor. Demek ki özgün konuşmaya çok yakın bir metinle karşı karşıyayız. Sözcüklere, tümcelere ne kadar sadık?.. Bunu bilmiyoruz Bilmemiz de olası değil. Ancak Sokrates’in kimliği, bir tür sanal kimlik olduğuna ve neredeyse her şeyiyle, Platon’un aktarımlarından oluştuğuna göre bu metne Sokrates’in metni dememek için bir neden yok. Kitabın yargıçlara yaptığı son bölümü sunuyoruz.

 

Sokrates’in yargıçlara söylevi

XXIX– Bakın, az daha sabredemediğiniz için, Atinalılar, neler denecek sizin için: kentimizi kötülemek isteyenler, Sokrates’i, bir bilgeyi öldürttüğünüzü söyleyerek kınayacaklar ve sizi utandırmak için -öyle olmadığım halde- benim bir bilge olduğumu söyleyecekler. Bir süre daha bekleseydiniz, istediğiniz kendiliğinden olacaktı. Yaşımı görüyorsunuz: epeyce ilerledi ve ölüme çok yaklaştım. Aynca bu söylediklerim hepinize yönelik değil, yalnızca beni ölüm cezasına çarptıranlar için. Bu sonunculara söyleyeceğim bir iki şey daha var: belki de sizi etkileyici söylevler çekmediğim için hüküm giydiğimi düşünüyorsunuz. Söylev derken sizi ikna edecek türden konuşmalardan, ne yapıp ne edip ceza almaktan kaçınmak gerektiğine inansaydım yapacağım konuşmalardan söz ediyorum. Ama hiç de öyle değil. Yeterince iyi konuşmadığım için değil, yeterince küstah ya da yüzsüz olmadığım için ve size, duymaktan hoşlanacağınız şeyler duyurmadığım, yakınan, inleyip sızlanan, bana yakışmayacağını düşündüğüm bir sürü şey yapıp söyleyen bir Sokrates göstermediğim için hüküm giydim ben. Çünkü siz, başka suçlananlardan böyle şeyler duymaya alışıksınız. Ama ben, ne az önce tehlike korkusuyla özgür bir insana yakışmayacak şeyler yapmak gerektiğini düşündüm, ne de şimdi pişmanım, kendimi böyle savunduğum için. Kendimi böyle savunup ölmeyi, aşağılık şeyler yapıp yaşamaya yeğ tutarım. Çünkü ne mahkemede, ne de savaşta, kimsenin hakkı yoktur-ne benim ne de bir başkasının- her yöntemi kullanarak ölümden kurtulmak için çalışmaya. Çoğu kez savaşta silahlarınızı alıp peşinizdekilerden aman dileyerek ölümden kurtulabilirsiniz. Başka tehlikeler karşısında da ölümden kurtulmak için yüzlerce çare bulabilir insan, her şeyi yapmayı, her şeyi söylemeyi göze aldıysa. Ne var ki Atinalılar, ölümden kurtulmak değildir belki de asıl zor olan; kötülükten kaçınmak çok daha zordur; çünkü ölümden hızlı koşar kötülük. Bugün, bu ikisinden yavaş olanı, yavaş ve yaşlı olan beni yakaladı, ayağına çabuk kötülükse, güçlü ve hızlı suçlayıcılarımı. Şimdi ben, sizin tarafınızdan ölüme mahkum edilmiş olarak çıkacağım buradan, onlarsa gerçek tarafından kötü ve suçlu olmaya mahkum edildiler; ben yetiniyorum cezamla, onlar da kendilerininkiyle yetinsinler. Belki de böyle olması gerekiyordu ve her şey olacağına vardı sonunda.

XXX– Bundan sonra, bana hüküm giydiren sizlere bir kehanette bulunmak istiyorum. Çünkü yaşamdan ayrılmak üzereyim ve an, geleceği en iyi gördüğü andır insanın. Ve size, beni öldüren yargıçlara, Zeus adına, ölümümden hemen sonra, benim öldürerek çektirdiğiniz cezadan çok daha ağırını çekmek zorunda kalacağınızı söylüyorum. Yaşamlarınızın hesabını vermekten kurtulma umuduyla mahkûm ettiniz siz beni; oysa tam tersi gelecek başınıza, göreceksiniz. Şimdiye dek, öne çıkmalarını size farkettirmeden engellediğim şu sorgucuların sayısının birdenbire arttığını göreceksiniz. Çünkü insanları öldürerek, kötülük içinde yaşadığınızın yüzünüze vurulmasını engelleyeceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Denetçilerden kurtulmanın, ne etkin ne de onurlu bir yolu bu; en güzeli ve en kolayı, başkalarının ağzını kapatmak yerine, olabildiğince kusursuz kılmaya çalışmaktır kendini. İşte size, beni mahkum eden kişilere duyurmak istediğim kehanetler ve bunları söyledikten sonra izninizi istiyorum şimdi.

XXXI-Öte yandan siz, beni aklayanlar; yargıçların daha işi var ve öleceğim yere henüz götürülmediğime göre olup bitenler üstüne biraz konuşmak isterim sizlerle. Bekleyin dostlarım, o zamana dek; nasılsa hiçbir engel yok konuşmamıza bunu yapabildiğimiz sürece. Bugün başıma gelenleri nasıl yorumladığımı, yakın dostlarıma gösterir gibi göstermek istiyorum sizlere. Gerçekten de, yargıçlar-çünkü siz bu yargıç nitelemesini hak ediyorsunuz-, bugün olağanüstü bir şey geldi başıma. Tüm yaşamım boyunca, o tanıdık Tanrısal ses, hiç durmadan duyurdu kendini, çok önemsiz eylemlerimde bile, kötü bir şey yapacağım zaman beni durdurmak için. Oysa bugün, sizin de gördüğünüz gibi, kötülüklerin en kötüsü diyebileceğimiz, ve herkesin öyle saydığı bir şey geldi başıma. Oysa ne bu sabah evden çıktığımda durdurdu beni Tanrının sesi, ne mahkemeye çıktığımda, ne de konuşmamın-ne söylersem söyleyeyim- herhangi bir yerinde. Oysa başka birçok durumda, sözümün tam ortasında durdururdu beni. Bugünse tersine, ne eylemlerimden ne de sözlerimden hiçbirine karşı çıkmak için karışmadı işe. Hangi nedene bağlamalıyım bu sessizliğini? Söyleyeceğim size: Başıma gelen şeyin iyi bir şey olduğu ve ölümün kötü olduğunu düşündüğümüzde sağlıklı düşünemediğimiz anlamına gelir bu bence. Kesin bir kanıtını görüyorum burada bunun: o alışılmış işaret, beni durdurmaktan geri durmazdı, yapacağım şey iyi olmasaydı.

XXXII– İşte size ölümün iyi bir şey olduğunu söylemek için başka nedenler. İki şeyden biri: ya ölen kişi hiçliğe dönüşür ve hiçbir şeyin bilincinde değildir artık; ya da, söylenene bakılırsa, ölüm bir değişimdir; ruhun, bulunduğumuz yerden başka bir yere göçmesidir. Eğer ölüm bütün duyguların sönüp gitmesiyse ve düşsüz, deliksiz bir uykuya benziyorsa, olağanüstü bir kazanç diye bakabiliriz ölüme. Bir düş.bile görmediğimiz gecelerimizden birini alıp, yaşamın öbür geceleri ve gündüzleriyle karşılaştırsaydık ve bu işlemi yaptıktan sonra bu geceden daha iyi, daha tatlı kaç gün, kaç gece yaşadığımızı söylememiz gerekseydi, yalnızca sıradan kişiler değil Büyük Kral’ın kendisi bile, bunların öbür günlere, gecelere göre parmakla sayılacak kadar az olduğunu söylerdi bize. Eğer ölüm böyle bir şeyse, ben bir kazanç olduğunu savunurum ölümün; çünkü ondan sonra zamanın geri kalanı, tek bir gece gibi gelecektir bize. Öte yandan ölüm buradan başka bir yere geçmek gibi ise, ve bütün ölülerin söylendiği gibi orada toplandığı doğruysa, ey yargıçlar, bundan daha iyi bir şey düşlenebilir mi sizce? İnsan şu sözde yargıçlardan kurtulup Hades’e geldiğinde gerçek yargıçları bulacaksa, orada yargıçlık yaptığı söylenenleri: Minos’u, Rhadamantyhys’i, Aiakos’u, Triptolemos’u ve yaşamları boyunca dürüst kalmış tüm o yarı tanrıları görecekse, zahmetine değmez mi bu yolculuğun? Bir yandan da Orpheus’la Musaios’la, Hesiodos ve Homeros’la buluşup sohbet edecekse, paha biçilebilir mi bu mutluluğa? Bana sorarsanız, birkaç kez ölmeye razı olurum bu anlatılanlar doğruysa. Ah, hele benim için, ne olağanüstü bir eğlence olurdu, orada Palamedes’le, Telamonoğlu Aias’la ve haksız yargılamaları sonucunda ölen eski zaman kahramanlarıyla söyleşmek! Yazgımı onlarınkiyle karşılaştırmak ne kadar keyifli olurdu kimbilir! Ama asıl büyük tadı, oradakileri sınamaktan, sorgulamaktan alırdım, tıpkı buradakileri sorguladığım gibi, aralarında kimler bilge, kimler kendini bilge sandığı halde değil, görmek için. Neler vermez insan, ey yargıçlar, Troia’ya o büyük orduyu götüreni, Odysseus’u ya da Sisyphos’u ya da adı akla gelebilecek onca erkeği, kadını sınamak için! Onlarla söyleşmek, onlarla yaşamak, onları sorgulamak, anlatılmaz bir mutluluk olurdu. Üstelik bunun için insanın Hades’te ölüm cezasına çarptırılmayacağı da kesin; yalnızca her bakımdan buraya göre daha mutlu bir yaşam sürmeyeceğiz orada, artık ölümsüz de olacağız demektir, en azından söylenenler doğruysa.

XXXIII– Siz de, yargıçlar, iyi umutlar beslemelisiniz ölüm karşısında. İyi insana, ne bu yaşamda ne de ölümden sonra hiçbir kötülük gelmeyeceği, Tanrıların onun yazgısına kayıtsız kalmayacağı gerçeğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Benim başıma gelenler de bir rastlantı sonucunda gelmedi; ve açıkça görebiliyorum, benim için şimdi ölmenin ve tüm sıkıntılardan kurtulmanın en iyisi olduğunu. Tanrısal işaretin beni durdurmamış olmasının da, beni mahkum edenlere ve suçlayıcılarıma fazla kızmamamın nedeni de bu. Beni mahkum ederken ve suçlarken benimle aynı düşüncede olmadıkları kesin: Bana zarar verdikleri kanısındaydılar ve olsa olsa bu yüzden kınayabiliriz onları.

Yine de onlardan isteyeceğim bir şey var. Çocuklarım büyüdüğünde Atinalılar, benim sizi tedirgin ettiğim gibi tedirgin ederek cezalandırın onları, erdemden önce zenginlik ya da başka bir şeyin peşine düşerlerse. Ve utandırın onları -tıpkı benim size yaptığım gibi- görevlerini yapmayıp, hiçbir değerleri olmadığı halde kendilerini bir şey sanırlarsa. Eğer böyle yaparsanız hem bana, hem de oğullarıma doğru davranmış olursunuz. İşte kalkıp gitme zamanı geldi; ben ölmeye, siz yaşamaya. Hangisi daha iyi? Kimse bilemez bunu, Tanrı dışında.

Related Articles

Post your comments

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.